Ünlü Yönetmenden Duygusal Mektup “Sayın valim, beni tanımazsınız? “

Ünlü Yönetmenden Duygusal Mektup “Sayın valim, beni tanımazsınız? “

Zonguldaklı ünlü sinema yönetmeni Kıvanç Baruönü sosyal medya aracılığı ile Vali Erdoğan Bektaş ve Zonguldaklılara seslendi. Zonguldak sevgisi ile bilinen ünlü yönetmenin yazdığı duygusal mektup sosyal medyada çok fazla beğeni aldı. İşte o mektubun tamamı… Zonguldak Valisi Sayın Erdoğan Bektaş’a Sayın valim, beni tanımazsınız? Yedi göbekten Zonguldaklı bir ailenin mensubuyum, dedem Zonguldak’ta ticaret odası başkanlığı […]

Zonguldaklı ünlü sinema yönetmeni Kıvanç Baruönü sosyal medya aracılığı ile Vali Erdoğan Bektaş ve Zonguldaklılara seslendi.

Zonguldak sevgisi ile bilinen ünlü yönetmenin yazdığı duygusal mektup sosyal medyada çok fazla beğeni aldı.

İşte o mektubun tamamı…

Zonguldak Valisi Sayın Erdoğan Bektaş’a

Sayın valim, beni tanımazsınız? Yedi göbekten Zonguldaklı bir ailenin mensubuyum, dedem Zonguldak’ta ticaret odası başkanlığı yapmış, büyük dedelerim hani tabiri caizse buralar dutlukken at binermiş bu topraklarda. O zaman kentin adı bile yokmuş… Siz gerisini hesap edin işte, ben bu kadarını anlatayım.

Siz pek bilmezsiniz, benim çocukluğumda madende göçük olduğunda sirenler çalardı kentte… Yediden yetmişe bilirdik bu sesi, bir sessizlik çökerdi o an kente… Göçük altında kalan canlar kiminin babası , amcası, abisi olurdu. Sizin ailenizden olmasa bile, sınıf arkadaşınızın komşunuzun ya da mahalleden bir tanıdığın tanıdığı bile olsa acısı hepimizi yakardı. Zonguldaklı küçük yaşta öğrenir bir olmayı, başkasının derdi ile dertlenmeyi, hem hal olmayı… Ne güzel kelimedir, hemhal… Şimdi ki gençler pek bilmez. Başkasının derdi ile dertlenmek manasında kullandım az evvel..

Sonra mutlaka duymuşsunuzdur, bu kent Türk işçi sınıfının en şanlı eylemlerinden birine imza attı. Koca kent tek yürek tek yumruk oldu; işçisi, avukatı, doktoru, memuru, anası kızı çoluğu çocuğu yediden yetmişe yollara döküldü. Ankara’ya yürüdü. Ne için, hakkı için.!! Emeği için, namusu için! Çünkü Zonguldaklı için emek namustur. Alın teri kutsaldır. Her gün ekmeğini taştan çıkartmak için yerin yedi kat altına inen kimden, neden korkacak ki? Hangi ölüm korkutur ki onu… O bildiğini söyler. Niye anlatıyorum size tüm bunları derseniz sayın valim? Biraz olsun bizi tanımanız için, bu kentin doktoru da bir işçisi de! Memuru da bir, işsisizi de…

Bugün pekçokları gibi o talihsiz açıklamanızı bende okudum. İlk başta dil sürçmesidir dedim, abartılmış yanlış bir beyandır dedim. Açıklamanın devamı okuyunca şaşkınlığım arttı. Hani o talihsiz beyanı buradan tekrar etmek istemem ama başka türlü de anlaşılmaz ki derdim.O yüzden kısaca değineyim. Sayın valim Zonguldak’ta artan vaka sayısına ilşkin olarak doktorlarımız kendilerine ‘BİLE’ bakamıyor demiş. Dahası hasta olan doktorların devlet bütçesine, valiliğe yük olduğunu beyan etmiş.

Biz valimizi devletin Zonguldak’ta ki eli olarak gördük. Devletimiz ise bizi her koşulda korur kollar diye bildik. Az evvel Zonguldaklı olmaktan bahsediyordum ya sayın valim, bizim bir özelliğimiz daha var. Bakmayın öyle başı dik, asi durduğumuza kadir şinas insanlarız. Bize yapılan iyiliği asla unutmayız. Bu kent ne valiler, ne belediye başkanları gördü.Hala yeri geldiğinde minnetle anar isimlerini.Sizi de unutmayacaktır elbet ama keşke böyle hatırlayacak olmasaydık!

Doktorlar kendilerine bakamamış ya sayın valim o zaman devlet bakacak onlara. Onlar bu savaşın en ön saffında canlarını dişlerine takarak bizlerin hayatını kurtarmaya çalışırken şayet bir hata edip kendilerine dikkat etmediyse devlet edecek sayın valim. Devlet şikayet etmez, korur, kollar. Afferder, sarar sarmalar. Bize bizi niye şikayet ediyorsunuz sayın valim… Hal böyle olunca biri de çıkıp dese, o doktorlar günlerdir ölümü göze alarak kendi ailelerini çoçuklarını analarını babalarını görmeden çalışıyorsa bu hastalığı soğuk su içip mi kaptılar? Zonguldak’a hadi geçtim Zonguldak’ı tüm Türkiye’ye gelen hacı kafilelerin denetim altına almayan kim? Hemen yanı başınızda valilik camından baksanız gözükür bile belki, o termik santrallerin dumanı, senelerdir tüterken o zehri soluyan Zonguldaklı’ya arka çıkmayan kim? Kronik ciğer hastalıklarında bu kent niye, nasıl dünyanın en önde gelen kenti oldu? Yaşlı nufüs olarak bunca kalabalığın sebebi ne, bu kentin gençleri neden iş için, ekmek için göçer oldu? Zamanında göç alan kent şimdi nasıl oldu da terkedilmiş bir kent haline geldi? Gün hesap sorma, suçlu arama zamanı değil sayın valim. Zamanı gelecektir elbet, yapılan herşeyin hesabı sorulacaktr. Hani belli ki inançlı bir insansınız bu dünyada olmasa bile ahirette verir insan hesabını kendi vicdanına karşı ama o gün bugün değil sayın valim. Şimdi işçi grevinde olduğu gibi top yekün birleşme zamanı…Koca bir kent bu sefer omuz omuza değil belki ama yürek yüreğe gelip mücadele etme zamanı.Ve sayın valim bilir misiniz ki bunu en iyi Zonguldaklı bilir.

Bakın ben İstanbul’da yaşayan ama kalbi hala orada atan biriyim. Dedikleriniz beni bile yaraladı. 30 büyükşehir artı Zonguldak diye herkes bas bas bağırırken benim valim çıkıp doktorlar kendine bile bakamıyor dememeli.. Hani belki dil sürçmesidir dedim, sonra çıkıp özür dilemişsiniz onu dinleyince anladım ki sayın valim; siz ne dediğinizi ne de bizi anlamamışsınız!

Şimdi tek tememnim hastalık bunca hızla yayılırken, üstelik ölüm oranlarında nufüsa bağlı bakıldığında ilk sırayı alan kentin valisi olarak kendinize dikkat etmenizdir.Çünkü canı gönülden bunun olmamasını dilerim ama hastalanırsanız size bakacak olan o kendine bile bakmaktan aciz, devletine yük olan doktorlar olmak zorunda sayın valim….

Başından beri bütün bakanlıkları ile özverili bir çalışma içinde olan devletimin sizinde bağlı olduğuğunuz iç işleri bakanı dahi böylesi hassas süreçte Türkiye’de eşi benzeri az görülür bir olgunluk ile halkın zararına sonuçlanması muhtemel bir kararından ötürü çıktı özeleştirisini verdi. Onurlu bir davranış göstererek istifa etti. Sizin bağlı olduğunuz iç işleri bakanımız bahsettiğimiz… Demem o ki bu günlerde bürokratların yani bizim için çalışan, maaşlı devlet adamlarının sözlerine dikkat etmesi. Bin düşünüp bir konuşması gerekiyor. Doktorlarımıza haksızlık etmeyin sayın valim, küstürmeyin! Yapılan bazı yanlışların faturasını kesmek için birilerini aramayın, zira baktığınız yer yanlış…

Birbirimizi tanımayız sayın valim, ama bu kara günler geçsin gelip bir kahvenizi içmek isterim. Şayet hala orada olursanız tabii…

Sevgi ve saygılarımla…

‘Beni Türk Hekimlerine Emanet Ediniz!’ bu da mektubumun son cümlesi olsun sayın valim.

Kıvanç Baruönü

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?